Bir çocuk, sevgiyle yaklaşan bir yakınına sarılmak istemeyebilir. İrlanda’daki Dublin Rape Crisis Centre bu gündelik gerçeği rıza konuşmasının başlangıç noktası yapmak istedi. Ancak We-Consent programı için yayımlanan film, anlatmak istediği sınırdan çok büyükanne ve büyükbabaları nasıl gösterdiğiyle tartışıldı ve geri çekildi.

Gündelik bir sahne, ağır bir bağlam

Filmde büyükanne ve büyükbaba önce sarılmaktan memnun olan erkek torunlarına yöneliyor. Aynı hareketi kız torunlarına yaptıklarında çocuğun isteksizliği belirginleşiyor. Ekrandaki mesaj da herkesin sarılma istemediğini söylüyor. Temel düşünce açık: Yakınlık, karşı tarafın sınırını kendiliğinden geçersiz kılmaz.

We-Consent filminde torununa sarılmaya hazırlanan büyükanne ve büyükbaba

Sorun, bu sahnenin bir tecavüz kriz merkezi tarafından yürütülen rıza kampanyasında hangi köprüyü kurduğunun yeterince açıklanmamasıydı. Film istemsiz bir sarılmayı cinsel şiddetle eşitlemiyor; fakat iki alan arasındaki ilişkiyi izleyicinin tamamlamasına bırakıyor. Hassas bir konuda açıklık eksildiğinde yaratıcı kestirme, mesajın kendisini gölgeleyebiliyor.

Tartışmanın konusu yer değiştirdi

İrlanda Adalet Bakanı Jim O’Callaghan filmi büyükanne ve büyükbabaları değersizleştiren bir temsil olarak eleştirdi. Sağlık Bakanı Jennifer Carroll MacNeill da hükümetin, kamu finansmanı alan kampanya videosunu desteklemediğini açıkladı. DRCC gelen olumsuz tepkilerin ardından filmi yayından kaldırdı.

Aile içindeki sarılma isteğine farklı tepki veren iki çocuğun yer aldığı kampanya sahnesi

Bu tepkiler, çocukların bir sarılmayı reddedebilmesi gerektiği fikrini geçersiz kılmıyor. Yine de kampanyanın ne kadar kolay başka bir tartışmaya sürüklendiğini gösteriyor. İletişimin hedefi rızayı konuşmakken kamuoyu, büyükannelerin ve büyükbabaların haksız biçimde şüpheli gösterilip gösterilmediğini konuşmaya başladı.

İyi niyet, anlatıdaki boşluğu kapatmıyor

Toplumsal fayda iletişiminde tanıdık sahneler güçlü olabilir; soyut bir kavramı günlük davranışa indirir. Fakat benzetmenin sınırları da kurulmalıdır. Çocukların dijital mahremiyetini tartışan sharenting meselesi, yetişkinin iyi niyetinin çocuk adına otomatik izin anlamına gelmediğini benzer bir alanda gösteriyor.

Dublin Rape Crisis Centre’ın rıza kampanyasından bir aile sahnesi

We-Consent filmi doğru bir soruyu sorunlu bir çerçeveye yerleştirdi: “Sarılmak istemeyen çocuk hayır diyebilir mi?” Evet. Ne var ki kampanya, bu cevabın daha geniş rıza eğitimindeki yerini anlatmadan bıraktı. Hayat kurtaran spoiler’lar örneğinde olduğu gibi, sert bir yaratıcı fikir ancak izleyiciyi doğru eyleme taşıyan bağ açık olduğunda amacına hizmet ediyor.