Yapay zekâ destekli görüntüler çoğaldıkça kimin nasıl göründüğü, hangi yüzlerin “standart” kabul edildiği ve farklı ten tonlarının ne kadar doğru işlendiği daha görünür bir tartışmaya dönüşüyor. TECNO ile görsel sanatçı Angélica Dass’ın “100 Portraits of Becoming” projesi, bu sorulara beş ülkeden 100 kişinin portresi ve kişisel dönüşüm hikâyesiyle yanıt arıyor.

İlk 20 portre Kenya’dan geliyor

İki yıllık projenin ilk etabı Kenya’da tamamlandı. Yayımlanan 20 portrede katılımcılar tek bir kuşağın ya da kültürün temsilcisi olarak etiketlenmiyor; kendi seçimleri, değişimleri ve geliştirdikleri toplumsal bağlarla anlatılıyor. Girişimci Alex Mutua Muli, yerel yeteneklere alan açan Alexander Odhiambo ve kadınlar için kaykay topluluğu kuran Jelimo Cheboi, bültende öne çıkarılan isimler arasında.

100 Portraits of Becoming projesinin Kenya etabından bir katılımcı portresi

Kenya etabında yayımlanan ilk 20 portre, katılımcıların kendi dönüşüm hikâyeleriyle birlikte dijital arşive ekleniyor. Görsel: TECNO

Portreler, TECNO’nun CAMON serisi ve farklı ten tonlarını doğal biçimde yansıtmayı amaçlayan Universal Tone görüntüleme sistemiyle çekiliyor. Bu ifade üreticinin teknoloji beyanına dayanıyor; bağımsız karşılaştırma verisi paylaşılmıyor. Projenin iletişim açısından önemli tercihi, teknik özelliği soyut bir performans iddiası olarak bırakmayıp farklı yüzlerin doğru temsil edilmesi tartışmasına bağlaması.

Angélica Dass, Kenya deneyimini anlatırken anlamlı portrelerin yalnızca teknolojiyle oluşmadığını; güven, dinleme ve kamera karşısındaki kişinin cömertliğiyle başladığını vurguluyor. Kamera bu yaklaşımda gerçeği otomatik olarak yakalayan tarafsız bir araç değil, kurulan karşılaşmayı başkalarıyla paylaşmaya yarayan bir aracı. Bu tutum, teknoloji markasının başrolde olduğu projede insan ilişkisinin geri plana düşmesini engelliyor.

Arşiv ülkeler ilerledikçe yeni bağlamlar kazanıyor

Kenya’nın ardından proje Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya’ya uzanacak. Filipinler ayağında “Beyond Many Labels” başlığı altında yalnız anneler ve yalnız ebeveynlikle bağı olan 20 kişinin hikâyelerine odaklanılması planlanıyor. Her ülkenin aynı portre şablonunu doldurması yerine kendi toplumsal bağlamını projeye taşıması, arşivin görsel çeşitliliğini anlatı çeşitliliğiyle desteklemeyi hedefliyor.

Angélica Dass’ın Kenya’da çektiği doğal ten tonlarını koruyan portrelerden biri

Angélica Dass’ın portre yaklaşımı, kamera önündeki kişiyi etikete indirgemeden dinlemeyi ve doğal ten tonunu korumayı öne çıkarıyor. Görsel: TECNO

Projenin toplam 100 kişiye ulaşacak olması, sayıyı yalnızca kampanya ölçeği olarak kullanmıyor. Dijital galeri, portreleri zaman içinde biriken ve karşılaştırılabilen bir arşiv mantığında sunuyor. Ancak katılımcı seçiminin ayrıntıları, görüntü işleme sürecinin teknik ölçütleri ve yapay zekâ sistemlerine doğrudan etkisi bültende açıklanmıyor. Bu nedenle çalışma, bir veri setinden çok kamusal görünürlük projesi olarak okunmalı.

Proje başlığındaki “becoming”, katılımcıları tamamlanmış ve sabit kimlikler olarak sunmayan yaklaşımı destekliyor. Hikâyeler bugünkü portreyle sınırlı kalmıyor; kişilerin aldığı kararları, kurduğu toplulukları ve değişen yaşam yönlerini de kayda geçiriyor. Böylece görüntüdeki çeşitlilik yalnızca yaş, yüz ya da ten tonu farkına dayanmıyor; insanın zaman içinde kendini kurma biçimi de arşivin konusu oluyor. Portre ile yaşam öyküsü yan yana okunuyor.

Teknoloji özelliği temsil tartışmasına açılıyor

Marka açısından proje, kamera teknolojisini çözünürlük ya da yakınlaştırma yarışının dışına taşıyor. Ten tonunun doğru aktarılması, kişiyi kendi hikâyesiyle göstermek için gerekli koşullardan biri olarak sunuluyor. Dass’ın daha önceki çalışmalarından tanınan renk ve kimlik ilgisi de bu teknik mesajı sanatsal bir yöntemle buluşturuyor.