Bir sanat iş birliğinde ekranın görevi çoğu zaman tamamlanmış bir işi göstermektir. Samsung ile sanatçı Vakki’nin “Spaces of Memory and Cycles” projesi ise ekranı bu yardımcı rolden çıkarıyor. Görüntü yüzeyleri, çalışmanın renk, tekrar ve hareket düzenine katılan fiziksel öğeler olarak kurgulanıyor. Böylece teknoloji, eserin arkasında saklanan altyapı değil, ziyaretçinin algıladığı kompozisyonun doğrudan parçası hâline geliyor.
Ekran, çerçeve olmaktan çıkıyor
Vakki’nin çalışması bellek ve döngü kavramları etrafında ilerliyor. Dijital görüntüler sürekli değişirken, ekranların mekândaki yerleşimi de bu akışın nasıl okunacağını belirliyor. Tek bir merkezî görüntü yerine birbiriyle konuşan yüzeyler kullanılması, ziyaretçiyi sabit bir bakış noktasından kurtarıyor. Eser, izleyicinin alanda hareket etmesiyle farklı ilişkiler kuruyor.

Spaces of Memory and Cycles enstalasyonundan görünüm. Görsel: Samsung
Samsung ekranlar burada yalnızca yüksek çözünürlüklü bir içerik taşıyıcısı olarak sunulmuyor. Renklerin parlaklığı, siyah alanların derinliği ve yüzeylerin fiziksel oranları sanatçının malzeme seçiminin parçası. İş birliğinin iletişim fikri de tam bu noktada belirginleşiyor: Ürünün teknik özelliklerini ayrı bir tanıtım metniyle anlatmak yerine, bu özelliklerin bir sanat eserinin davranışını nasıl etkilediği gösteriliyor.
“Spaces of Memory and Cycles”ın döngüsel yapısı, dijital içeriğin tekrar üretilebilirliğini yaratıcı bir avantaja çeviriyor. Görüntü aynı kalmıyor; renk ve hareket katmanları zaman içinde değişiyor. Bu durum, ekranı duvardaki sabit bir çerçeveden ziyade süreye bağlı bir yüzey olarak konumluyor. Ziyaretçi de eserin tek bir anına değil, devam eden akışına tanıklık ediyor.
Teknoloji mesajı deneyimin içine yerleşiyor
Markalı sanat projelerinde ürünün görünürlüğü ile eserin bağımsızlığı arasında hassas bir denge bulunuyor. Bu projede çözüm, ekranları sonradan eklenen tanıtım araçları gibi kullanmamak. Teknoloji en baştan kompozisyonun bir malzemesi olduğu için Samsung’un varlığı okunuyor; ancak anlatı yalnızca bir ürün gösterimine indirgenmiyor.

Ekranlar, eserin mekânsal kurgusuna yerleşiyor. Görsel: Samsung
Enstalasyonun 23-27 Eylül tarihleri arasında Tersane İstanbul’daki Contemporary Istanbul kapsamında gösterileceği belirtiliyor. Sergi bağlamı, işin farklı izleyici hareketleri ve mekân koşullarıyla karşılaşmasına olanak tanıyacak. Çalışmanın gerçek etkisi, ekranlar ile fiziksel çevre arasındaki ilişkinin alanda nasıl kurulduğunda görülebilecek.




