Bir otomobili sanat fuarında sergilemek kolayca büyük ölçekli bir ürün teşhirine dönüşebilir. BMW’nin A.A.Murakami ile hazırladığı SYMBIOSIS enstalasyonu ise aracı sabit bir nesne olarak bırakmak yerine sürekli değişen fiziksel bir çevrenin içine yerleştiriyor. Işık, sis ve baloncuklar; hava akımı, sıcaklık, yerçekimi ve rastlantıyla biçimlenerek her karşılaşmada farklılaşan bir sahne kuruyor.

Mühendislik biçimleri geçici unsurlarla karşılaşıyor

Tokyo ve Londra merkezli sanatçı ikilisi A.A.Murakami, Azusa Murakami ile Alexander Groves’tan oluşuyor. İkilinin “Ephemeral Tech” adını verdiği yaklaşım, mekanik ve heykelsi yapıları fiziksel gerçekliğin kararsız unsurlarıyla bir araya getiriyor. SYMBIOSIS’te bu düşünce, kesin biçimli mühendislik yüzeylerinin geçici sis, ışık yansımaları ve baloncuklarla sürekli yeniden okunması üzerinden çalışıyor.

BMW 7 Serisi ve A.A.Murakami'nin SYMBIOSIS enstalasyonu

SYMBIOSIS, otomobili sis, ışık ve geçici fiziksel unsurlarla çevreleyen bir deneyim kuruyor. Görsel: BMW

Enstalasyonun adı, iki farklı organizmanın birlikte yaşamasını anlatan simbiyoz kavramından geliyor. Buradaki birliktelik yalnızca otomobil ile sanat eseri arasında kurulmuyor. Teknoloji ile doğa, kalıcı malzeme ile uçucu atmosfer, insan niyeti ile otomatik sistem aynı deneyimin parçaları olarak ele alınıyor. Ziyaretçi de değişen koşulları izleyerek bu ilişkinin dışındaki seyirci değil, zamana bağlı tanığı hâline geliyor.

BMW tarafındaki kavramsal karşılık, Neue Klasse vizyonu kapsamında geliştirilen Symbiotic Drive yaklaşımı. Bülten bu sistemi, sürücü ile otomobili ayrı iki yapı yerine koordineli çalışan bir bütün olarak tarif ediyor. Yapay zekâ destekli sistemlerin hızlanma, frenleme ve direksiyon girdilerini öngörerek desteklemesi hedefleniyor. Enstalasyon, bu teknik yönelimi doğrudan açıklamak yerine karşılıklı etki fikrini duyusal bir dile çeviriyor.

7 Serisi deneyimin merkezinde ama tek odağı değil

Yeni BMW 7 Serisi çalışmanın merkezinde yer alıyor; monolitik gövdesi, iç mekânı ve işçilik ayrıntıları enstalasyonun kontrollü yüzeylerini temsil ediyor. Buna karşılık çevresindeki sis ve baloncuklar öngörülemeyen, anlık ve tekrar üretilemeyen bir katman oluşturuyor. Otomobil böylece yalnızca aydınlatılan bir ürün değil, çevresindeki kuvvetlerle anlamı değişen büyük bir nesne olarak görülüyor.

Contemporary Istanbul'daki SYMBIOSIS enstalasyonunun genel görünümü

A.A.Murakami’nin Ephemeral Tech yaklaşımı, mühendislik biçimlerini doğal kuvvetlerle birlikte çalıştırıyor. Görsel: BMW

SYMBIOSIS, Art Basel’deki gösterimin ardından Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu kapsamında Tersane İstanbul’a taşındı. Fuar bağlamı, çalışmanın otomotiv lansmanı ile çağdaş sanat yerleştirmesi arasındaki gerilimini açık tutuyor. Borusan Otomotiv’in sanatla kurduğu kurumsal ilişki burada logolu bir sponsorluk yüzeyinden çok, markanın teknoloji ve tasarım anlatısını fiziksel bir deneyimle birleştiren ortak üretim üzerinden görünür oluyor.

Enstalasyona ilişkin ziyaretçi sayısı, etkileşim ölçümü ya da iletişim sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle projenin etkisini rakamlarla değerlendirmek mümkün değil. Yaratıcı açıdan belirleyici olan, “insan ve makine uyumu” gibi soyut bir otomotiv söyleminin açıklama panosuna sıkışmaması; değişken ışık, hava ve yerçekimi aracılığıyla bedensel olarak algılanabilen bir ortama dönüşmesi.

Doğal kuvvetlerin çalışmaya dâhil edilmesi, dekorun her an tamamen kontrol altında tutulmasını da engelliyor. Sis aynı biçimde dağılmıyor, baloncuklar aynı yolu izlemiyor, ışık yüzeylerde farklı kırılıyor. Bu küçük sapmalar, seri üretimle ilişkilendirilen otomobilin karşısına tek seferlik anlar çıkarıyor. Enstalasyonun canlılığı, tam da mühendislik kesinliği ile fiziksel rastlantının yan yana kalmasından doğuyor.