Bir markanın renk değiştirmesi, kullanıcıya yalnızca yeni bir logo göstermekten daha fazlasını gerektiriyor. Trendyol Go’nun Uber Eats’e dönüşümünü anlatan film, bu geçişi herkesin tanıdığı bir görsel alışkanlık üzerinden kuruyor: Gökhan Özoğuz’un turuncu saçları. “İşin rengi değişti, sevdikleriniz değişmedi” cümlesi de hikâyenin iki ucunu birleştiriyor; görünür kimlik yenilenirken yemek siparişiyle kurulan gündelik ilişkinin sürmesini vurguluyor.

Turuncudan yeşile, sokaktan sahneye

Film bir stüdyoda verilen yemek siparişiyle açılıyor. Özoğuz çevresindeki nesnelerin yeşile döndüğünü fark ettikçe dönüşüm kişisel bir meseleye dönüşüyor. Sokak tabelaları ve sahne ışıkları da aynı renk değişimine katılıyor. Böylece yeni marka rengi, ekranda sonradan beliren bir grafik değil, karakterin hareket ettiği dünyanın parçası oluyor.

Uber Eats paketinden çıkan yeşil saç boyası, anlatının son şakası. Özoğuz aynanın karşısında ikonik turuncu saçlarını yeşile boyamaya karar veriyor. Bu küçük karar, kurumsal yeniden markalamayı bir karakter anına indiriyor. İzleyiciye uzun bir açıklama sunmak yerine, geçişin yönünü tek bir görüntüyle anlatıyor. Filmin başrol seçimi de burada işlev kazanıyor: Turuncu saç, yıllardır tanınan bir kişisel işaret olduğu için renk değişimi hızla okunabiliyor.

İlk bağlamsal bölümün parçası olan reklam filmi, stüdyodan kente uzanan yeşil dönüşümü ve finaldeki saç boyası sürprizini bir araya getiriyor.

Yeniden markalamanın yaratıcı problemi

Trendyol Go ile Uber Eats arasındaki ilişki yalnızca bir kampanya fikrinden ibaret değil. Uber, Trendyol Go’nun çoğunluk hissesini satın almasının ardından Türkiye’deki teslimat faaliyetlerini genişletti. Uygulama mağazasındaki güncel adın “Uber Eats Trendyol Go” olması da iki ismin bir süre birlikte kullanıldığını gösteriyor. Bu nedenle iletişimin görevi, yeni adı tanıtırken mevcut hizmete ilişkin aşinalığı koparmamak.

Film bu gerilimi iki ayrı unsurla çözüyor. Yeşil renk ve Uber Eats paketi değişimi görünür kılıyor; sipariş verme sahnesi ve “sevdikleriniz değişmedi” sözü devamlılığı işaret ediyor. Renk burada yalnızca kurumsal kimliğin bir parçası değil, hikâyeyi ilerleten bir araç. Yeşilin tabelalara ve ışıklara yayılmasıyla dönüşüm tek bir kişiye ya da tek bir ekrana sıkışmıyor; gündelik şehir görüntüsünün içine yerleşiyor.

Yeniden markalama kampanyalarında eski kimliği tamamen silmek, alışılmış hizmetle yeni isim arasındaki bağı zayıflatabilir. Bu film ise önce turuncuyu hatırlatıp ardından yeşile geçiriyor. Özoğuz’un saçlarının finalde değişmesi, iki renk arasında görsel bir köprü kuruyor. Bu yapı, kampanyanın mizahını da taşıyor: İzleyici saç boyası kutusu ortaya çıkana kadar değişimin karaktere ne ölçüde dokunacağını merak ediyor.

Bu yaklaşım, teslimat uygulamalarının hem ekrandaki simgelerle hem de kentte dolaşan paket ve kurye ekipmanlarıyla tanınması açısından anlamlı. Uygulama mağazasında yemek ve market siparişlerinin aynı hizmet altında sunulması, markanın günlük kullanım bağlamını oluşturuyor. Film de arayüzü uzun uzun göstermeden, siparişin verilmesi ve paketin gelişi arasındaki tanıdık akışı temel alıyor. Böylece yeniden adlandırma, hizmetin kullanıldığı ana bağlanıyor.

Yapım ekibi ve mecrasal kurgu

Kampanyanın reklam ajansı aRthuR İstanbul; yapımını Depo Film üstleniyor. Yönetmen koltuğunda Martin Werner, görüntü yönetmenliğinde Kasper Tuxen bulunuyor. Sanat yönetmenliği ve postprodüksiyonun ağırlığı, çevrenin bölüm bölüm yeşile dönmesini sağlayan görsel dünyada hissediliyor. Müzik Kaan Düzarat’a, dış ses Billur Pınar Yılmaz’a ait.