Mevsimsel kampanyalar kolayca kostüm, balkabağı ve karanlık tipografi kalabalığına dönüşebilir. Morrisons ile Leo UK’nin Market Street Monsters çalışması ise Cadılar Bayramı fikrini doğrudan marketin tazelik reyonunda buluyor: iki avokado “canavar gözü”, havuçlar “zombi parmağı”, ortadan kesilmiş kırmızı biber de çığlık atan bir yüz oluyor.

Morrisons açıkhava afişlerinde canavar gözleri, zombi parmakları ve çığlık atan biber

Ürün biçimi yaratıcı malzeme olduğunda

Kampanyanın görsel dili natürmorta dayanıyor. Ürünler Morrisons’ın ayırt edici yeşili önünde tek başına duruyor; birkaç küçük müdahale, ışık ve doğru kadraj sebzeyi karaktere çevirmeye yetiyor. Sarı fiyat etiketleri ise fikrin içinde kaybolmuyor. Mizah, ürün ve değeri aynı bakışta okunabilir tutuyor.

Bu yalınlık, ürünün konuştuğu reklamlarda yaratıcı fikrin ne kadar az eklemeyle kurulabileceğini gösteriyor. Avokadonun kabuğu, havucun düzensiz biçimi ve biberin iç boşluğu zaten görsel çağrışım taşıyor. Reklam bunları baştan üretmiyor; izleyicinin çocukluktan beri yaptığı biçim benzetmelerini profesyonel bir fotoğraf diliyle düzenliyor.

Fiyat mesajı şakanın dışında kalmıyor

Afişler iki hafta boyunca Birleşik Krallık’taki açıkhava alanlarında, 31 Ekim’e kadar gösteriliyor. “More reasons to shop at Morrisons” kapanışı ve görünür fiyatlar, çalışmayı yalnızca sevimli bir Halloween içeriği olmaktan çıkarıyor. Taze ürünün uygun fiyatı, canavar fikrinin hemen yanında ticari gerekçesini koruyor.

İyi fikrin markaya uyumu da burada belirgin: aynı canavarlar herhangi bir marka için çizilebilirdi, fakat sebzenin kendisini kullanmak Morrisons’ın Market Street alanını işin merkezine yerleştiriyor. Görsel şaka mağazanın sunduğu ürün olmadan var olamıyor.

Kampanya yeni bir dünya kurmak için büyük prodüksiyon istemiyor. Bir biberin içindeki ağız benzeri boşluğu fark edip onu fiyat mesajıyla yan yana getirmek yeterli. Mevsimsel iletişimin gücü de tam burada: marka bayrama kostüm giydirmiyor, kendi rafında zaten bulunan malzemeyle bayramın dilini konuşuyor.