Bir koleksiyon sergisi, müzenin sahip olduğu işleri art arda dizmekten daha fazlasını yapabilir. İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi “Aynı Mavinin Altında”, 1940’lardan günümüze uzanan 230 yapıtı yeni bir küratoryal kurguyla ilişkilendiriyor. Mavi renk; deniz, ufuk, düş, özgürlük, mesafe ve yakınlaşma çağrışımlarıyla farklı dönemlerden üretimler arasında ortak bir düşünme zemini kuruyor.

Kronoloji ile tema aynı sergi yapısında buluşuyor

Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner’in küratörlüğündeki sergi, kronolojik sanat tarihi anlatısını bütünüyle bırakmıyor. İlk bölüm, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan gelişimini tarihsel bir akış içinde ele alıyor. Soyut sanatın erken örnekleri, figüratif anlatım biçimleri ve değişen estetik yaklaşımlar bu bölümde toplumsal ve kültürel dönüşümlerle birlikte okunuyor.

Aynı Mavinin Altında sergisinin İstanbul Modern’deki yerleştirme görünümü

Aynı Mavinin Altında sergi alanı. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz / İstanbul Modern

İkinci bölüm, 2000 sonrası üretimleri farklı kuşaklar ve coğrafyalar arasında kurulan tematik ilişkilerle bir araya getiriyor. “Savaş, Yıkım, Yerinden Edilme”; güç, göç ve tarihsel travmalara odaklanırken “Doğa, Motif, Dönüşüm” insan, hayvan, bitki ve çevre ilişkilerini ekolojik kırılma ile kültürel hafıza ekseninde inceliyor. “Temsil, Anlatı, Gelenek” beden, toplumsal cinsiyet, zanaat ve görünmeyen emek meselelerini; “Kent, Mekân, Katman” ise şehri hafıza ve kültürel dolaşım alanı olarak ele alıyor.

Mavi, farklı dönemler arasında bağ kuran araç oluyor

Sergiye adını veren renk, bütün işleri aynı estetik görünüme zorlayan bir tema olarak kullanılmıyor. Mavi, farklı zamanlarda ve bağlamlarda üretilmiş yapıtların yan yana gelişini mümkün kılan kavramsal bir çerçeve sağlıyor. Bu yaklaşım, ziyaretçinin yalnızca sanat tarihindeki sırayı izlemesi yerine dönemler, sanatçılar ve güncelliğini koruyan meseleler arasında yeni bağlantılar kurmasına alan açıyor.

İstanbul Modern’in farklı dönem ve temaları buluşturan koleksiyon sergisi

Serginin tarihsel ve tematik karşılaşmaları aynı mekânda buluşturan kurgusu. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz / İstanbul Modern

119 sanatçının 230 yapıtını içeren seçkide 43 çalışma ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Kadın Sanatçılar Fonu aracılığıyla koleksiyona katılan eserlerden geniş bir bölümün sergilenmesi, kadın sanatçıların görünürlüğünü küratoryal yapının belirgin başlıklarından biri hâline getiriyor. Fotoğraf seçkisinde Ersin Alok, Ara Güler, Yıldız Moran ve Sedat Pakay gibi isimlerin üretimleri de koleksiyonun disiplinlerarası yapısını güçlendiriyor.

Sergi tek salonun dışına taşıyor

“Aynı Mavinin Altında”, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Koleksiyon Sergi Salonu’yla sınırlı kalmayıp müzenin dört katına, fuayelere, kütüphaneye ve farklı kamusal alanlara yayılıyor. Dış cephedeki ve bina içindeki heykel ile yerleştirmeler de bütüncül deneyimin parçaları olarak yeniden konumlanıyor. Bu karar, koleksiyonu ziyaretçinin yalnızca belirli bir sergi kapısından geçerek gördüğü kapalı bir bölüm olmaktan çıkarıyor.

Kütüphane ve sinema fuayesi gibi geçiş alanlarına yerleştirilen işler, müze dolaşımını serginin mecrasına dönüştürüyor. Ziyaretçi farklı işlevlere sahip alanlarda koleksiyonla yeniden karşılaşıyor. Sergi alanındaki dokuz tematik metin, sesli tur ve videolu anlatımlar ise yapıtlar arasındaki ilişkileri açıklayan ek katmanlar sunuyor; farklı bilgi edinme biçimlerini aynı ziyaret akışına dâhil ediyor.

Koleksiyon yaşayan bir düşünsel yapı olarak ele alınıyor

İstanbul Modern, koleksiyonu tamamlanmış bir arşiv yerine geçmişin nasıl okunduğunu, bugünün nasıl yorumlandığını ve geleceğin nasıl hayal edildiğini gösteren değişken bir yapı olarak konumluyor. Sergiye eşlik eden katalog, küratörlerin yazılarının yanı sıra zaman, bilgi ve temsil üzerine bir makaleyle bu yaklaşımı basılı formata taşıyor. Paralel atölye ve eğitim programları da farklı yaş gruplarının yapıtlarla yeni öğrenme biçimleri üzerinden ilişki kurmasını amaçlıyor.