ABD’de yeni bir organizatör tipi görünürlük kazanıyor: İnsanları yalnızca bir etkinliğe değil, birbirleriyle tanışabilecekleri ortamlara davet eden community builderlar. Okuma kulüpleri, koşu grupları, çatı partileri ve yetişkinler için yaz kampları düzenleyen bu kişiler; bilet satıyor, markalardan sponsorluk alıyor ve yüz yüze sosyalleşmeyi gelir getiren bir hizmete dönüştürüyor.

Satılan şey arkadaşlık değil, tanışma ihtimali

New York’taki Café Soul gibi etkinliklerde 30 dolarlık bilet; müzik, içecek ve tanışmayı kolaylaştıran oyunların yanında yeni insanlarla karşılaşma ihtimali de sunuyor. Katılımcının etkinlikten bir arkadaşla ayrılacağının garantisi yok. Organizatörün sattığı şey doğrudan arkadaşlık değil; yetişkinlikte kendiliğinden bulunması zorlaşan ortak zaman, fiziksel mekân ve ilk konuşmayı başlatacak bahaneyi aynı pakette toplamak.

Bir community builder tarafından tanıştırılan iki kişinin katıldığı çatı etkinliği

Bu işi yapanlar kendilerini etkinlik küratörü ya da community builder olarak tanımlıyor. Bazıları için küçük bir yan gelir olan organizasyon, bilet satışı, sponsorluk, danışmanlık ve ortaklık anlaşmalarıyla tam zamanlı mesleğe dönüşebiliyor. Bir etkinlik düzenleyicisinin tek bir buluşma için 10 bin dolarlık marka desteği alabildiği örnekler, yüz yüze topluluğun dijital erişim kadar ölçülebilir bir medya değeri taşımaya başladığını gösteriyor.

Talebin arkasında azalan sosyal temas var

Yeni pazar boşlukta oluşmuyor. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosuna göre 2014’te insanların yüzde 38’i ortalama bir günde sosyalleşme ya da iletişim faaliyetine katılırken bu oran 2024’te yüzde 30’a indi. Başka bir araştırmada yetişkinlerin yüzde 16’sı kendisini sık sık yalnız veya çevresinden kopuk hissettiğini söyledi; 50 yaşın altındakilerde oran yüzde 22’ye çıktı.

Bu tablo, hiçbir şey istemeden sürekli dinleyen yapay zekâ arkadaşlarının neden ilgi gördüğünü de açıklıyor. Aynı ihtiyacın çevrimdışı tarafında ise insanlar, ekrandan uzaklaşmak ve tekrar eden yüzlerle karşılaşmak için programlanmış buluşmalara yöneliyor. Sessiz okuma partileri ve koşu kulüpleri, sohbeti zorunlu tutmadan düzenli temas kurabilecek bir ritim sunuyor.

Telefonlarını masaya bırakarak aynı çemberde kitap okuyan yetişkinler

Community builder yeni bir influencer türü mü?

Pie adlı etkinlik platformu, seçili organizatörlere buluşma düzenlemeleri için ayda ortalama 445 dolar ödüyor; en yüksek aylık kazanç 3.500 dolara kadar çıkıyor. Modelin uzun vadeli hedefi, markaların sosyal medya influencerlarına erişim için ödediği bütçeyi fiziksel topluluklara da yönlendirmek. İnsanların ekranda bir ürünü birkaç saniye görmesi yerine aynı markayla bir saat boyunca aynı ortamda bulunması, sponsorlar için daha değerli bir temas olarak sunuluyor.

Ücret karşılığı sosyalleşmek bütünüyle yeni değil. Üyelik kulüpleri, dernekler, kurslar ve hobi grupları uzun zamandır insanları ortak ilgi çevresinde bir araya getiriyor. Yeni olan; buluşmayı düzenleyen kişinin içerik üreticisi gibi konumlanması, katılımcı grubunun erişilebilir bir kitle sayılması ve bu ilişkinin platformlar aracılığıyla düzenli bir gelir modeline bağlanması. Community builder, takipçi toplamak yerine insanları aynı odaya getiren bir influencer gibi çalışıyor.

Böylece sosyal buluşma, etkinlikten aynı zamanda içerik üretmesi beklenen yeni bir reklam alanına dönüşüyor. İnsanlar telefonlarından uzaklaşmak için bir araya geliyor; fakat katılımcıları etkinliğe çağırmak, sponsor görünürlüğünü kanıtlamak ve sonraki buluşmayı duyurmak yine sosyal platformlara bağlı. Fiziksel mekânın ziyaret, veri ve reklamla birleşmesini perakende medya ağlarında görmüştük. Community builder modeli aynı mantığı mağaza koridorundan arkadaşlık ortamına taşıyor.

Birlikte yemek yiyen insanların üzerinde asılı duran büyük kırmızı fiyat etiketi

Etkinlik topluluğun başlangıcı olabilir

Biletli bir buluşma ile topluluk aynı şey değil. Bir araya gelmek başlangıç koşulunu yaratır; arkadaşlık ise tekrar, karşılıklılık ve etkinlik bittikten sonra da süren ilgi ister. Daha önce müşterinin ne zaman “biz” duygusuna geçtiğine bakarken gördüğümüz gibi, topluluk üyelerin markayla değil birbirleriyle kurduğu bağ güçlendiğinde oluşur.

Bu ayrım, modelin değerini ortadan kaldırmıyor. Kent yaşamı, yoğun çalışma düzeni ve zayıflayan ortak kurumlar insanları düzenli biçimde karşılaştırmıyorsa, iyi tasarlanmış etkinlikler gerçek bir ihtiyaca cevap verebilir. Sorun, katılım sayısını ilişki sanmak ya da iki saatlik marka görünürlüğünü aidiyet diye raporlamakla başlıyor.

Community builder ekonomisi şimdilik arkadaşlığı satmıyor; arkadaşlığın başlayabileceği zamanı, mekânı ve bahaneyi paketliyor. Bunun kalıcı bir topluluğa dönüşüp dönüşmeyeceğini bilet sistemi değil, insanlar organizatör ve sponsor çekildikten sonra da birbirlerini aramaya devam ediyorsa anlayacağız.