Mesai

Kısaca

Mesai, ajans çalışanlarının normal iş saatleri dışında, genellikle bir brief'in yetişmesi veya bir sunuma hazırlık amacıyla yaptığı fazla çalışmadır. Teoride bir opsiyon, pratikte sektörün olmazsa olmaz ritüelidir.

Gerçekte

Mesai kâğıt üzerinde fazla çalışma olarak tanımlanır. Ama sektörden geçen herkes bilir: mesai, yaratıcı ekibin pazarlık gücünün sıfırlandığı andır. Saat 19.00'da gelen 'acil brief' aslında şu anlama gelir: Müşteri düzgün bir brief yazmadı, müşteri temsilcisi de bunu düzeltemedi. Şimdi saat gece 02.00'ye kadar reklam yazacağız.

Çoğu ajans mesaiyi 'takım ruhu' olarak yutulur. Oysa takım ruhu bazen şefin pizza ısmarlamasıyla geçiştirilen bir sömürü mekanizmasıdır. Türkiye'de özellikle büyük ajanslarda mesai kültürü o kadar içselleşmiştir ki, yeni giren bir junior 'senin saatlerin çalıştığına şükret' lafını işe başladığı ilk hafta duyar. Mesai yapmayan yaratıcı 'motivasyonsuz', mesai yapan ise 'fedakâr' olarak kodlanır. İkisi de yanlıştır ama sistem böyle döner.

Bir de mesai teriminin ince bir alt metni var: Müşteri tarafında mesai yoktur. Müşteri brief'i saat 17.45'te gönderir, çünkü kendi günlük işlerini bitirmiştir. Ajans ise bunu 'müşteri memnuniyeti' adına kabul eder. Sonuç? Yaratıcı ekip saatlerini verir, müşteri ertesi sabah 'bu olmamış' der. Mesai, aslında bir iletişim sorununun maliyetidir. Ama kimse bunu söylemez, çünkü söyleyen ajans 'müşteri düşmanı' olarak etiketlenir.

Mesai — Cinfikirli